26 Mart 2012 Pazartesi

GÖRMEK : Adamın biri , ilk defa gittiği küçük bir kasabada şaşkın şaşkın gezindikten sonra yol kenarında duran bir arabanın yanına sokulmuş ve arka koltukta tek başına oturan çocuğa : 'Buraların yabancısıyım. Parkın hemen yanı başındaki fırını arıyorum. Çok yakın olduğunu söylediler. ' Çocuk, arabanın penceresini iyice açtıktan sonra : 'Bende buraya ilk defa geliyorum. Ama sağ tarafa gitmeniz gerekiyor heralde.' Adam, çocuğunda yabancı olmasına rağmen bunu nasıl anladığını sormuş ister istemez. Çocuk : 'Ihlamur çiçeklerinin kokusunu almıyor musunuz ? Diye gülümsemiş. Kuş cıvıltıları da oradan geliyor zaten.' 'Iyi ama, demiş adam. Bunların parktan değil de tek bir ağaçtan gelmediği ne malûm? ' , 'Tek bir ağaçtan bu kadar yoğun koku gelmez, diye atılmış çocuk. Üstelik, manolyalar katılıyor onlara. Hem biraz derin nefes alırsanız , fırından yeni çıkmış ekmeklerin kokusunu duyacaksınız.' Adam , gözlerini hafifçe kısarak denileni yaptıktan sonra , cebinden bir kağıt para çıkartıp Teşekkür ederken fark etmiş onun kör olduğunu. Çocuk ise , konuşurken bir anda sözlerini yarıda kesmesinden anlamış , adamın kendisini fark ettiğini. Işığa hasret gözlerini ondan sallamaya çalışırken : 'Üç yıl önce bir kaza geçirmiştim , demiş. Görmeyi o kadar çok özledim ki. Sizinkiler sağlam öyle değil mi? ' Adam , çocuğun tarif ettiği yerde bulunan fırına yönelirken : '' ARTIK EMİN DEĞİLİM. EMİN OLDUĞUM TEK ŞEY , BENDEN İYİ GÖRDÜĞÜNDÜR.''

nefes

“ Ayrılıklar uyandırmalı kör yüreğimi.
Cehennem yangınlarından
Ölmeden çıktıysa bedenim; artık
Benim olmalıyım, benim.
Yeter yüreğimi bir çift gözün
Ateşine rehin verdiğim. Ateş artıyı
Değildir karşılığımız. Pusatını dağ
Sisinden alan, firarını mermisine
Emanet eden bir namludur bu
Eşkıya sevda ki; zulasında asılı
Durur kefenlediği ölümü.
Ellerinin çeliğine su verilmiştir ta
Adem`den beri. Bilir ve intihar
Cüretiyle yoklar yüreğinin tetiğini.
Güneşin kızılca kıyametine çatar
Kuruyan umut dallarını. Yanacaksa
Cehennemden beter yanmalı!
Kim anlar ki eşkıyanın sağlamlığını;
Özleminin çiseyle yıkanmış şafak
Değerini kim? Hani ellerine kuşlar
İnerdi, kardan üşüyen kuşlar…
Bahçen kuş sevinçleriyle inlerdi ay
Şahrud.
Eşkıya yüreğime çığ düştü
Üşüyorum ha…
Aç ellerini.